
PISA 2025: Türkiye’nin Tarihî Başarısı ve Bunun Öğrencimiz İçin Anlamı
Türkiye, fen bilimleri ve okuma becerilerinde ilk kez OECD ortalamasının üzerine çıktı. Üstelik her üç alanda birden performansını artıran tek OECD ülkesi oldu. Peki bu sonuçlar sınava hazırlanan öğrenciler için ne anlama geliyor?
494
Fen Bilimleri
OECD +12
472
Okuma Becerileri
OECD +11
462
Matematik
OECD ortalaması
Millî Eğitim Bakanlığı, PISA 2025 Türkiye Raporu‘nu yayımladı. Rapor yalnızca bir sınav sonucu bülteni değil; Türkiye’nin eğitimde nereye gittiğini ve sınav sistemimizin neden değiştiğini anlatan kapsamlı bir belge. Bu yazıda raporun öne çıkan bulgularını ve bunların sınava hazırlanan öğrenciler için pratik anlamını ele alıyoruz.
Önce kısa bir hatırlatma: PISA, OECD tarafından üç yılda bir yapılan ve 15 yaş grubundaki öğrencilerin bilgi ve becerilerini gerçek yaşam bağlamlarında kullanabilme yeterliklerini ölçen uluslararası bir araştırma. 2025 uygulamasına 91 ülke katıldı; Türkiye’de 14 Nisan-16 Mayıs 2025 tarihleri arasında 56 ilde, 203 okulda, 7.702 öğrenciyle gerçekleştirildi.
Öğrenciler nasıl seçiliyor?
Sık sorulan bir soru bu, çünkü “en iyi okullar seçiliyor olabilir mi?” şüphesi akla geliyor. Rapor süreci net anlatıyor: örneklem tasarımı bütünüyle OECD tarafından yürütülüyor ve iki aşamalı.
Birinci aşamada okullar; okul türü, İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflandırması Düzey 1’e göre bölgesel tabakalar, okulun yönetim biçimi, konumu ve cinsiyet dağılımı gibi kriterler gözetilerek tabakalı seçkisiz yöntemle doğrudan OECD tarafından belirleniyor.
İkinci aşamada bu okullardaki 15 yaş grubu öğrenciler, yine OECD tarafından bilgisayar yazılımıyla tamamen rastgele seçiliyor. Yani sonuçlar Türkiye’nin gerçek eğitim fotoğrafını yansıtıyor.
En Çarpıcı Bulgu: Dünya Düşerken Türkiye Yükseldi
Raporun en dikkat çekici verisi bu. PISA 2022 ile 2025 arasında OECD ülkeleri arasında her üç alanda da performansını anlamlı düzeyde artıran tek ülke Türkiye oldu. Aynı dönemde OECD ortalaması düştü.
| Alan | Türkiye | OECD Ortalaması |
|---|---|---|
| Fen Bilimleri | +18 puan | −3 puan |
| Okuma Becerileri | +16 puan | −15 puan |
| Matematik | +9 puan | −9 puan |
PISA 2022 – PISA 2025 arası değişim. Kaynak: MEB PISA 2025 Türkiye Raporu.
On yıllık tablo daha da çarpıcı
2015-2025 döneminde her üç alanda birden performansını anlamlı şekilde artıran tek OECD üyesi ülke yine Türkiye. Tüm katılımcı ülkeler arasında bunu başaran sadece 5 ülke var: Türkiye, Brunei, Filipinler, Kamboçya ve Katar. Bu on yılda Türkiye fen bilimlerinde 69 puan, okuma becerilerinde 44 puan, matematikte 42 puan yükseldi. Aynı dönemde OECD ortalaması fen bilimlerinde 11, okumada 32, matematikte 27 puan geriledi.
Türkiye Sıralamada Nerede?
Katılımcı ülke sayısı 81’den 91’e çıkmasına rağmen Türkiye her üç alanda da sıralamasını yükseltti:
Fen Bilimleri
38 OECD ülkesi arasında 14.
91 ülke arasında 19.
Okuma Becerileri
38 OECD ülkesi arasında 13.
91 ülke arasında 18.
Matematik
38 OECD ülkesi arasında 23.
91 ülke arasında 28.
Rapordaki bir başka veri: 2003’ten 2025’e Türkiye, tüm ülkeler arasındaki sıralamasını fen bilimlerinde %64, okuma becerilerinde %60, matematikte %52 oranında yükseltti.
PISA Aslında Neyi Ölçüyor?
Bu soru, yazının belki de en önemli kısmı — çünkü cevabı doğrudan çocuğunuzun nasıl çalışması gerektiğini belirliyor. Raporun ifadesiyle PISA’da öğrencilerin okul müfredatlarında edindikleri teorik bilgileri ezberden tekrar etmesi yerine, öğrenilenlerden hareketle çıkarım yapabilme ve bu birikimi aşina oldukları ve olmadıkları durumlarda uygulayabilme kapasiteleri ölçülüyor.
PISA’nın Dayandığı Gerçek
Gelişmiş ekonomiler ve bilgi toplumları kişileri yalnızca “ne bildikleriyle” değil, “bildiklerini kullanarak neler yapabildikleriyle” değerlendiriyor.
Bu cümle size tanıdık geldiyse şaşırmayın: Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin ölçme anlayışı da tam olarak buna dayanıyor. Yeni sınav sistemiyle gelen bağlam temelli sorular, PISA’nın onlarca yıldır uyguladığı mantığın ulusal sınavlarımıza taşınmış hâlidir. Yani PISA başarımız ile sınav sistemimizin dönüşümü aynı madalyonun iki yüzü.
PISA Her Alanda Tam Olarak Neyi Ölçüyor?
Raporun en öğretici bölümleri, her alanın değerlendirme çerçevesini anlattığı kısımlar. Burada anlatılan beceriler, aynı zamanda yeni ulusal sınav sistemimizin de hedeflediği beceriler — yani bu listeler, çocuğunuzun neye hazırlanması gerektiğinin haritası.
🔬 Fen Bilimleri: Üç Yeterlik
PISA 2025’in ağırlıklı alanı fen bilimleriydi ve bu döngüde önemli bir kavramsal dönüşüm yaşandı: önceki çerçevelerde ana odak “fen okuryazarlığı” iken, 2025 çerçevesi bunu doğrudan somut bir yeterlikler kümesi üzerinden tanımlıyor. Soruların dağılımı şöyle:
| Fen Bilimleri Yeterliği | Soru Oranı |
|---|---|
| Olguları bilimsel olarak açıklama | %36-44 |
| Bilimsel sorgulama tasarımları oluşturma ve değerlendirme, verileri eleştirel olarak yorumlama | %24-36 |
| Karar almak ve harekete geçmek için bilimsel bilgiyi araştırma, değerlendirme ve kullanma | %24-36 |
Üçüncü yeterlik özellikle dikkat çekici, çünkü klasik fen anlayışının çok ötesinde. Bu yeterliğe sahip bir öğrencinin göstermesi beklenen beceriler şunlar:
• Bilimsel, sosyal, ekonomik ve etik bilgi kaynaklarının göreceli değerlerini araştırmak ve bunların bir argümanı destekleyip desteklemediğini değerlendirmek
• Güçlü bilimsel kanıtlara dayanan iddialarla, uzman olmayan kişilerin görüşlerini ayırt etmek ve bu ayrımın nedenlerini belirtmek
• Bir dizi veriden bilimsel bir sonucu desteklemek için argüman oluşturmak
• Bilimsel argümanlardaki standart kusurları eleştirmek: zayıf varsayımlar, neden-korelasyon karışıklığı, hatalı açıklamalar, sınırlı verilerden genellemeler
• Sürdürülebilir kalkınmaya katkıda bulunan bilimsel argümanları kullanarak kararları gerekçelendirmek
📖 Okuma Becerileri: Dört Bilişsel Süreç
PISA’nın okuma tanımı, bizim alıştığımız “okuduğunu anlama”dan çok daha geniş. Dört bilişsel süreç tanımlanmış:
Akıcı okuma
Metni kolaylıkla ve etkili biçimde okuyabilme; kelimeleri doğru okuma, çözümleme ve işleme.
Bilgiye ulaşma
Metindeki bilgileri tarama ve bulma; birden çok metin varsa ilgili olanı arayıp seçme. Burada öğrenci metnin tamamını değil, aradığı belirli bilgiyi hedefler.
Anlama
Gerçek anlamı ifade etme; çıkarımları birleştirme ve yeni çıkarımlar oluşturma.
Değerlendirme ve derinlemesine düşünme
Metnin niteliğini ve güvenirliğini değerlendirme, içeriği ve biçimi üzerine düşünme, kaynaklar arasındaki uyuşmazlıkları belirleyip üstesinden gelme. En üst düzey okuma becerisi budur.
Metin türleri de değişti
Dijital medyanın yaygınlaşmasıyla PISA artık çok çeşitli metin türleri kullanıyor: tek kaynaklı ve çok kaynaklı metinler (gazete sayfaları, müşteri yorumları); durağan ve dinamik metinler (bağlantı linkleri, arama özellikleri içeren); devamı olan metinler (makale, roman) ile devamı olmayan metinler (liste, tablo, grafik, diyagram, reklam, katalog) ve bunların birleşimi olan karma metinler. Rapor özellikle vurguluyor: devamı olmayan metinler, düzyazıdan tamamen farklı bir okuma yaklaşımı gerektirir.
Bu ayrım çok önemli: bir grafiği veya tabloyu “okumak”, bir paragrafı okumakla aynı beceri değil. Çocuğunuz roman okuyor olabilir ama tablo okuma pratiği yoksa bağlam temelli sorularda zorlanabilir.
📐 Matematik: Dört Süreç
PISA matematikte öğrenci performansını dört süreç üzerinden inceliyor. Bu dört adım, aslında bir bağlam temelli matematik sorusunun çözüm yolculuğunu tarif ediyor:
Matematiksel akıl yürütme
Problemin doğasındaki matematiksel yapıyı fark etme, ilişkileri belirleme, strateji geliştirme ve sonucu gerekçelendirme. Rapor bunu, çözümün bir aşaması değil bütününe eşlik eden temel düşünme becerisi olarak tanımlıyor.
Durumları matematiksel olarak formülleştirme
Gerçek yaşam durumunu matematiksel olarak ele alınabilir hâle getirme: önemli değişkenleri belirleme, ilgili ve ilgisiz bilgileri ayırt etme, varsayım oluşturma, problemi uygun temsille ifade etme.
Kavram, olgu ve süreçleri kullanma
İşlem yapma, denklem çözme, grafik ve tablolardan bilgi çıkarma, geometrik veya cebirsel temsillerden yararlanma. Okulda en çok çalıştığımız kısım aslında yalnızca bu adım.
Çıktıları yorumlama, uygulama ve değerlendirme
Bulunan sonucu gerçek yaşam bağlamına geri taşıma: sonuç anlamlı mı, tutarlı mı, bağlama uygun mu? Çözümün sınırlılıkları neler? Öğrencilerin en çok atladığı adım budur.
Dikkat edin: Klasik matematik çalışması sadece 3. adımı geliştirir. Oysa PISA ve yeni sınav sistemi dört adımı birden ölçüyor. Bir öğrencinin “işlemi biliyor ama soruyu çözemiyor” durumu, genellikle 2. adımdaki eksiklikten kaynaklanır: gerçek durumu matematiğe çevirememek.
Matematik soruları ayrıca dört içerik alanına dağılıyor: çokluk (sayı algısı, tahmin), belirsizlik ve veri (değişkenlik, istatistik), değişim ve ilişkiler (matematiksel modelleme) ve uzay ve şekil (örüntüler, mekânsal görselleştirme, konum ve yönelim).
Üst Düzey Öğrenci Oranı Artıyor
PISA, öğrencileri yeterlik düzeylerine göre sınıflandırıyor. Asgari düzey (2. düzey) temel günlük karşılaştırmaları yapabilen ve basit verileri yorumlayabilen öğrencileri; üst düzey (5 ve 6. düzey) ise karmaşık problemleri modelleyip çözebilen, eleştirel değerlendirme yapabilen ve bilgisini alışılmadık durumlara stratejik olarak uygulayabilen öğrencileri tanımlıyor.
| Alan | Üst Düzey (5-6) | Asgari Düzey ve Üstü |
|---|---|---|
| Fen Bilimleri | %7,4 | %80,5 |
| Okuma Becerileri | %4,2 | %75,9 |
| Matematik | %7,9 | %64,3 |
2022’ye kıyasla fen bilimlerinde üst düzeye ulaşan öğrenci oranı %3,4, asgari düzeye ulaşan oran %5,2 arttı. Aynı dönemde OECD ortalamasında bu oranlar düştü.
Okul Türüne Göre Sonuçlar: Tercihin Önemi
Veliler için raporun belki de en somut bölümü burası. Fen bilimleri alanında okul türleri arasındaki fark 435 ile 617 puan arasında değişiyor — yani neredeyse 182 puanlık bir uçurum:
| Okul Türü | 2022 | 2025 | Değişim |
|---|---|---|---|
| Fen Lisesi | 600 | 617 | +18 |
| Sosyal Bilimler Lisesi | 549 | 578 | +29 |
| Anadolu Lisesi | 491 | 513 | +22 |
| Çok Programlı Anadolu Lisesi | 426 | 504 | +78 |
| Anadolu İmam Hatip Lisesi | 466 | 493 | +26 |
| Güzel Sanatlar / Spor Lisesi | 440 | 453 | +13 |
| Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi | 420 | 435 | +15 |
Fen bilimleri alanı ortalama puanları. OECD ortalaması: 482.
Bu tablo LGS tercihleri için ne söylüyor?
Raporun ifadesiyle: Türkiye’deki fen ve sosyal bilimler liselerinde öğrenim gören öğrencilerin fen bilimleri puanları, dünyada en yüksek performans gösteren ülkelerdeki öğrencilerin puanlarıyla benzer seviyede.
Ayrıca fen lisesi, sosyal bilimler lisesi, Anadolu lisesi, çok programlı Anadolu lisesi ve Anadolu imam hatip lisesi öğrencilerinin tümü OECD ortalamasının üzerinde performans gösterdi. Yani doğru okul tercihi, öğrencinin akademik geleceğinde ölçülebilir bir fark yaratıyor. Tercih stratejisi için tercih rehberimize göz atabilirsiniz.
Okuma Becerilerinde Okul Türü Tablosu
Aynı tablo okuma becerilerinde de benzer bir manzara gösteriyor — ve buradaki artışlar daha da dikkat çekici:
| Okul Türü | 2022 | 2025 | Değişim |
|---|---|---|---|
| Fen Lisesi | 554 | 579 | +25 |
| Sosyal Bilimler Lisesi | 530 | 549 | +19 |
| Anadolu Lisesi | 473 | 492 | +19 |
| Çok Programlı Anadolu Lisesi | 413 | 485 | +72 |
| Anadolu İmam Hatip Lisesi | 450 | 470 | +20 |
| Güzel Sanatlar / Spor Lisesi | 419 | 447 | +28 |
| Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi | 400 | 414 | +14 |
Çok programlı Anadolu liselerindeki +72 ve +78 puanlık sıçramalar iki alanda birden görülüyor — bu, PISA tarihinde tek bir okul türü için görülen en büyük artışlardan biri.
Çevre Bilimi: 26 OECD Ülkesini Geride Bıraktık
PISA 2025’in fen bilimleri bölümünde çevre odaklı sorular ayrı bir alt alan olarak değerlendirildi ve 85 ülkede uygulandı. Türkiye bu alanda 494 puan aldı.
494
Türkiye
480
OECD ortalaması
447
85 ülke ortalaması
Bu performansla Türkiye, 38 OECD ülkesi arasında 12., 85 ülke arasında 17. sırada yer aldı ve aralarında Almanya, Fransa, Hollanda, Avusturya, İsveç ve Polonya’nın da bulunduğu 26 OECD ülkesini geride bıraktı. Bu, raporun en az konuşulan ama en dikkat çekici başarılarından biri.
Okul ve Öğretmen Verileri: Sessiz İyileşme
Rapor yalnızca öğrenci performansını değil, eğitimin altyapısını da ölçüyor. Bu veriler, başarı artışının nereden geldiğine dair ipucu veriyor:
| Gösterge | Türkiye | OECD |
|---|---|---|
| Personel eksikliğinin eğitimi engellediğini belirten öğrenci oranı | %7,6 | %39,0 |
| Düşük nitelikli personel nedeniyle öğretimin engellendiğini bildirenler | %7,1 | %24,5 |
| Öğretmenlerin dijital araçlarla ders planlamaya yeterli zamanı olduğunu belirten yöneticiler | %79 | %63 |
| Öğretmenlerin dijital araç kullanımına teşvik edildiğini belirtenler | %89 | %53 |
On yıllık tabloda da benzer bir tablo var: 2015-2025 arasında personel eksikliğinden etkilenen öğrenci oranı OECD’de %9,2 artarken Türkiye’de %21,7 azaldı. Eğitim materyali eksikliği indeksi de Türkiye’de (−0,40) OECD ortalamasından (−0,06) daha iyi durumda.
Fırsat Eşitliği: Sessiz Ama Önemli Bir Başarı
Raporun az konuşulan ama çok değerli bir bulgusu var. Öğrencinin ailesinin ekonomik, sosyal ve kültürel durumunun (ESKD) fen performansını açıklama oranı Türkiye’de %10,4 — OECD ortalaması olan %11,6’nın altında. Yani Türkiye’de öğrencinin ailesinin imkânları, başarısını OECD ülkelerine kıyasla daha az belirliyor.
Dahası: 2022-2025 arasında dezavantajlı öğrencilerin fen puanı 17, avantajlı öğrencilerin puanı 24 puan arttı. Her iki grupta da anlamlı performans artışı gösteren tek OECD ülkesi Türkiye oldu.
“Akademik dirençli” öğrenci — yani dezavantajlı %25’lik dilimde olmasına rağmen akademik olarak en üst %25’e girebilen öğrenci — oranı Türkiye’de fen bilimlerinde %13 (OECD %12), okumada %13 (OECD %13), matematikte %11 (OECD %12). Bu oranlar OECD ile benzer düzeyde.
Açık Konuşalım: Zayıf Kaldığımız Alan
Rapor yalnızca başarıları değil, geliştirilmesi gereken alanları da gösteriyor. PISA 2025’in yenilikçi alanı olan “Dijital Dünyada Öğrenme” — öğrencilerin bilgi-işlemsel araçlarla problem çözme ve öz düzenlemeli öğrenme becerilerini ölçüyor.
Türkiye bu alanda 473 puan aldı. Tüm ülkelerin ortalamasının (464) üzerinde ama OECD ortalamasının (500) gerisinde. Sıralamada 38 OECD ülkesi arasında 32., 85 ülke arasında 42. sıradayız.
Bu alanın nasıl ölçüldüğü de ilginç, çünkü klasik bir sınav formatı değil. Değerlendirme 30 dakikalık üniteler hâlinde kurgulanmış ve her ünite dört aşamadan oluşuyor:
1. Göster
Öğrencinin hâlihazırda bildiklerini ortaya koyduğu 4-5 kısa ön test maddesi.
2. Öğren
Temel kavram ve becerilerin öğrenildiği etkileşimli açık görevler.
3. Uygula
Öğrenilenlerin genişletilmiş açık bir göreve uygulanması.
4. Değerlendir
Kazanılan becerinin ölçüldüğü son aşama.
Yani öğrenci sınav sırasında öğreniyor ve öğrendiğini hemen uyguluyor. Bu, geleneksel “bildiğini göster” mantığından tamamen farklı: ölçülen şey birikmiş bilgi değil, öğrenme kapasitesinin kendisi.
Bu veri, öğrencilerimizin dijital araçları kullanmayı değil, dijital araçlarla öğrenmeyi ve problem çözmeyi geliştirmesi gerektiğini gösteriyor. Telefon ve tablet kullanımında akıcı olan bir nesil, aynı araçlarla araştırma yapma, veri düzenleme ve öz düzenlemeli çalışma konusunda aynı düzeyde değil. Evde ve okulda üzerine gidilmesi gereken bir alan.
Bu Sonuçlar Çocuğunuz İçin Ne Anlama Geliyor?
Rapordaki veriler, sınava hazırlanan bir öğrenci için dört somut çıkarım sunuyor:
Ezberin dönemi gerçekten kapandı
PISA da, yeni ulusal sınav sistemimiz de aynı şeyi ölçüyor: bilgiyi tanımadığı bir durumda kullanabilme. Konuyu bilmek hâlâ zorunlu ama tek başına yeterli değil.
Okuma becerisi her dersin altyapısı
Türkiye okumada 16 puan yükselirken OECD 15 puan düştü. Ama üst düzey okuma oranımız hâlâ %4,2 — üç alan içinde en düşüğü. Bağlam temelli sorularda metinden doğru veriyi ayıklamak belirleyici olduğu için, düzenli okuma en yüksek getirili yatırım.
Matematik hâlâ en zorlandığımız alan
Matematikte asgari düzeye ulaşan öğrenci oranı %64,3 — fen (%80,5) ve okumaya (%75,9) göre belirgin şekilde düşük. Sıralamada da en geride olduğumuz alan. Bu, matematik temelinin erken yaşta sağlamlaştırılmasının neden kritik olduğunu gösteriyor.
Doğru okul tercihi ölçülebilir fark yaratıyor
Fen lisesi ile mesleki teknik lise arasındaki 182 puanlık fark, LGS’ye verilen emeğin neden anlamlı olduğunu rakamla gösteriyor. Tercih, sınavdan daha az önemli değil.
Sınav Değişti, Hazırlık da Değişmeli
PISA sonuçları ve Maarif Modeli aynı yönü işaret ediyor: öğrenciden artık bilgiyi hatırlaması değil, kullanması bekleniyor. Biz de programlarımızı bu doğrultuda kurguladık — konu anlatımının yanında veri okuma, yorumlama ve gerekçelendirme çalışmaları eğitimimizin ayrılmaz parçası.
Öğrencilerimizi MEB kılavuz standartlarına uygun bağlam temelli sorularla çalıştırıyor, her denemeden sonra hangi beceride eksik kaldıklarını birebir analiz ediyoruz.
Yeni Sınav Anlayışına Hazırlanın
Beceri odaklı programımız ve bağlam temelli soru çalışmalarımız hakkında bilgi almak için bize ulaşın.
Resmî Kaynak
Bu yazıdaki tüm veriler, T.C. Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan PISA 2025 Türkiye Raporu‘ndan alınmıştır (ISBN 978-975-119821-1). Raporun tam metnine MEB’in resmî internet sitesinden ulaşabilirsiniz.

